Fatura KDV’sini kim öder? Ankara’da sabahları metroya bindiğimde insanların yüzüne bakmayı seviyorum. Kimisi uykulu, kimisi aceleci, kimisi de telefon ekranına gömülmüş. Ama çoğunun ortak bir noktası var: Günün bir yerinde bir fatura ödeyecekler. Elektrik, internet, market, belki bir kargo… Ve o faturaların içinde sessizce duran bir şey var: KDV. “Fatura KDV’sini kim öder?” sorusu ilk bakışta basit gibi duruyor ama ekonomi okumuş biri olarak şunu söyleyebilirim: Bu soru aslında bir ülkenin vergi düzenini anlamanın en kısa yolu gibi. Ben bu konuyu ilk kez üniversitede değil, market kasasında anlamıştım. O anı hâlâ hatırlıyorum. Kasada 87 TL tuttu, fişe baktım, 13 TL’si…
Yorum BırakEtiket: bir
Örnekleme Teknikleri Nelerdir? Herkese merhaba! Bugün Muddet olarak sizlere “Örnekleme teknikleri nelerdir” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz. Bir konuyu anlatırken “anlaşılır olmak” ile “ikna edici olmak” arasında ince bir çizgi vardır. Bu çizginin en güçlü araçlarından biri de örnekleme teknikleri. Çünkü insan zihni soyut bilgiyi tek başına uzun uzun dinlemeyi pek sevmez; bir şeyin içine girip somut bir sahne görmek ister. Ben de bunu en çok, teknik bir konuyu anlatmaya çalışırken fark ediyorum. İçimdeki mühendis “veri, tanım, sistematik yapı” isterken; içimdeki insan tarafı “bir örnek ver de gözümde canlansın” diye diretir. İşte bu yazıda, örnekleme teknikleri nelerdir? sorusunu sadece…
Yorum BırakTelefonla Konuşmazken Dinlenir mi? Muddet takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Telefonla konuşmazken dinlenir mi” konusunu seven herkes için hazırlandı. Sabah işe giderken metroda birine kulak misafiri oluyorum: “Telefonum yanımdayken konuştuklarımı sonra Instagram’da reklam olarak görüyorum, kesin dinliyorlar.” Gülümsüyorum ama içimden de hafif bir tedirginlik geçiyor. Çünkü bunu ilk kez duymuyorum. Hatta ben de birkaç kez “yok artık bu kadar da olmaz” deyip geçsem de, bazı tesadüfler insanın aklının bir köşesine takılıyor. İstanbul’da yaşayan 27 yaşında sıradan biriyim. Gündüzleri ofiste bilgisayar başında çalışıyorum, akşamları eve dönünce bazen haber okuyorum, bazen de blog yazıyorum. Telefon ise günün her anında yanımda. Sabah alarmı o,…
Yorum BırakKarsunun kocası kim? sorusunun peşine düşen sıradan bir İstanbul akşamı İstanbul’da akşam saatleri… Ofisten çıkmışım, metro kalabalığı, kulaklıkta yarım kalan bir podcast, elimde yarısı soğumuş bir kahve. Herkes kendi içine gömülmüş. Ben ise nedense telefon ekranında tek bir şeye takılmış durumdayım: Karsunun kocası kim? Bunu ilk nerede gördüm hatırlamıyorum. Belki Instagram’da bir yorumda, belki Twitter’da kaybolmuş bir başlıkta. Ama insanın aklına bir soru takılınca, özellikle de günün sonunda yorgunken, o soru büyüyor. Sessizce büyüyor. Sanki metro tünelinde yankılanan bir ses gibi. İçimden kendi kendime soruyorum: — “Ben şu an neden bunu düşünüyorum?” — “Karsu’nun kocası kim ve bu bilgi benim…
Yorum BırakNerede karşılıklı sevgi saygı varsa? Geleceğe Bakan Bir Zihinle Başlayan Sorgu Bunu da Okuyun: Kardeşlerim seti nerede çekiliyor ? Nerede karşılıklı sevgi saygı varsa? sorusu bugün kulağa basit bir değer cümlesi gibi geliyor olabilir ama benim için, özellikle Ankara’da yaşayan 28 yaşında biri olarak, artık daha derin bir anlam taşıyor. Günlük hayatın temposu içinde sabah işe yetişmeye çalışırken, akşam eve döndüğümde zihnimde dönen düşünceler arasında bu soru sık sık kendine yer buluyor. Çünkü fark ediyorum ki, insanın bulunduğu her ortamda—işte, ilişkilerde, hatta rastgele sosyal temaslarda bile—dengeyi belirleyen en temel şey bu iki kavramın varlığı ya da yokluğu. Bazen kendi kendime…
Yorum Bırakİki şeyin bitmeyen savaşı: Karşılaştırma meselesi İzmir’de yaşıyorsan zaten günün bir noktasında kendini “eskiyle yeniyi, ucuzla pahalıyı, çayla kahveyi” kıyaslarken buluyorsun. Bazen bu öyle otomatik oluyor ki, markette iki farklı yoğurt markasına bakarken iç sesim devreye giriyor: “Bu neden daha pahalı? Diğeri mi daha mantıklı yoksa ben mi gereksiz düşünüyorum?” Sonra bir anda olay büyüyor. Sadece yoğurt değil, hayat sorgulanıyor. İşte tam o noktada dilin küçük ama güçlü bir sorusu çıkıyor karşımıza: Karşılaştırmanın diğer adı nedir? Basit gibi duran bu soru aslında günlük konuşmaların, yazıların ve hatta tartışmaların kalbinde duruyor. Çünkü biz fark etsek de etmesek de sürekli kıyas yapıyoruz.…
Yorum BırakKariyer yolu nedir? Sabahları Kayseri’nin o sert ama bir o kadar da tanıdık soğuğu yüzüme çarptığında, ilk aklıma gelen şey çoğu zaman ne giydiğim değil, ne olacağımdır. 25 yaşındayım. Bu cümleyi her düşündüğümde içimde hem bir yetişkinlik ağırlığı hem de hâlâ tam büyümemiş bir çocuğun şaşkınlığı var. Günlüklerime yazdığım satırlarda da aynı şey dolaşıyor: “Kariyer yolu nedir?” Bunu ilk kez yazdığım günü hatırlıyorum. O gün sadece basit bir cümleydi. Ama zamanla bir sorudan çok, içimde yankılanan bir boşluk oldu. Sanki her sabah uyandığımda aynı soru, aynı duvara çarpıp geri dönüyordu: Kariyer yolu nedir ve ben neden hâlâ bulamadım? Kayseri’nin sabahlarında…
Yorum BırakSulu Köfteye Karbonat Konur mu? Küresel ve Yerel Mutfak Perspektifinden Bir Bakış Daha Fazlası İçin: Maden suyu ile karbonat içilir mi ? Bursa’da yaşayan 26 yaşında biri olarak yemekle ilişkim biraz garip aslında. Hem hızlı öğle yemeklerine alışığım hem de hafta sonu evde uzun uzun yemek yapmayı seviyorum. Özellikle sulu köfte gibi yemekler bende ayrı bir yere sahip. Çocukluğumdan beri sofrada gördüğüm bu yemek, zamanla sadece bir yemek olmaktan çıkıp “ev hissi” gibi bir şeye dönüştü. Son zamanlarda sık sık düşündüğüm bir konu var: Sulu köfteye karbonat konur mu? Basit gibi görünen bu soru aslında hem Türkiye’deki mutfak alışkanlıklarını hem…
Yorum BırakKarga et yenir mi? sorusu üzerine bugünden yarına uzanan bir düşünce Bazı sorular vardır, ilk bakışta sadece biyolojik ya da kültürel bir merak gibi görünür ama zaman geçtikçe çok daha geniş bir çerçeveye yayılır. “Karga et yenir mi?” sorusu da tam olarak böyle bir yerden yakalıyor insanı. Ankara’da yaşayan 28 yaşında, gündelik hayatını teknolojiyle iç içe sürdüren ve geleceğe dair planlarını sürekli tartan biri olarak bu soruya sadece “yenir mi yenmez mi” düzleminde bakmak artık eksik geliyor. Çünkü mesele sadece bir hayvanın tüketilip tüketilmemesi değil; şehirleşme, gıda krizleri, kültürel dönüşüm ve insanın doğayla kurduğu ilişkinin nereye evrileceğiyle de ilgili. Kendi…
Yorum BırakTürkiye’de akşam saatlerinde televizyon açıldığında ya da dijital platformlarda gezinirken karşımıza çıkan dizilerin birçoğu, aslında günlük hayatımızın çok uzağında değil. Hatta bazen o sahnelerin çekildiği yerler, sabah işe giderken yanından geçtiğimiz sokaklar olabiliyor. Kardeşlerim de bu açıdan izleyiciyle güçlü bir bağ kuran yapımlardan biri. Özellikle son yıllarda hem Türkiye’de hem de farklı ülkelerde geniş bir izleyici kitlesine ulaşmasıyla, “Kardeşlerim seti nerede çekiliyor?” sorusu oldukça sık sorulmaya başlandı. Ben Bursa’da yaşayan, İstanbul’a sık sık gidip gelen ve iş çıkışlarında bile dizi setlerinin konuşulduğu bir çevrede bulunan biri olarak şunu net söyleyebilirim: Bu dizinin etkisi sadece senaryosundan değil, mekân seçimlerinden de geliyor.…
Yorum Bırak