Keş Kime Denir? Cesur Bir İnceleme
“Keş” kelimesi, sokaklardan, sosyal medyaya kadar her yerde duyduğumuz bir terim. Kimisi onu bir övgü olarak kullanıyor, kimisi ise alayla. Kimi insanlar “keş” olmayı bir ideal olarak kabul ederken, bazıları için bu kavram oldukça olumsuz bir anlam taşır. Peki, gerçekten keş kime denir? Kimdir bu insanlar? Sadece bir kelimeyi değil, onu çevreleyen toplumsal algıyı ve gerçekliği ele alacağız.
Hadi başlayalım. Keş kime denir sorusuna birkaç farklı açıdan bakalım, çünkü basit bir kavram değil. Hem sevdiğimiz hem de sevmediğimiz yanları var.
Keş Kime Denir? Keş Olmanın Özeti
“Keş” kelimesi, genellikle caddelerde, kafelerde, sokaklarda karşılaştığımız, hayatın onlara sunduğu kolaylıkları sonuna kadar kullanan kişiler için kullanılır. Bir yanda şımarıklık, diğer yanda kayıtsızlık. Genellikle “keş” denilen kişi, yaşamını kolaylaştıran her fırsattan yararlanmayı seven, çok fazla çaba harcamadan başarıya ulaşan ama bunu çoğu zaman başkalarına göre oldukça rahat bir şekilde yapan kişidir. Hayatı sanki bir tür yarış gibi görmeyen, kendini çok fazla yormadan ama hep bir adım önde olmayı başaranlar… Kimilerine göre bu, bir tür ‘güzel yaşama sanatı’. Diğerlerine göreyse, tembellik ve sorumluluktan kaçma işareti.
Keş Olmanın Güçlü Yönleri
Keş’in güçlü yönlerine bakacak olursak, öncelikle bu kişilerin hayattan ne istediklerini çok iyi bildiklerini söyleyebilirim. Keşler, pratik zekâya sahip olurlar. Çalışmaktan kaçmazlar, ama asla gereksiz yere uğraşmazlar. “Neden gereksiz yere strese gireyim, ben de işimi en kolay şekilde hallederim,” diye düşünürler. İronik bir şekilde, bu tarz insanlar genellikle büyük başarılara imza atabiliyor. Çünkü büyük işler, büyük hırslarla değil, pratik zekâ ve iyi planlamayla yapılır. Hızlı düşünme, anlık fırsatları yakalama, zamanın nasıl geçeceğini anlamadan hedefe odaklanmak… Bunu yapabilen bir keş, gerçekten hayatını yönetebilecek potansiyele sahiptir.
Bunu bir örnekle açıklayayım: Geçenlerde arkadaşımın doğum gününde, etkinlik planlamayı üstlenen kişi bir “keş”ti. Her şey yolundaydı, organizasyon dört dörtlük ve tam zamanında geldi. Neden? Çünkü o kişi gereksiz ayrıntılara takılmıyordu; organizasyonu hızlıca çözüp, geri kalan zamanı eğlenmeye ayırıyordu. Bu, keşin hayatı nasıl sadeleştirdiğinin güzel bir örneğiydi.
Keş Olmanın Zayıf Yönleri
Tabii, keş olmanın da bazı zayıf yanları var. Her ne kadar hayatı kolaylaştırmaya çalışsalar da, bu kişiler bazen toplumda beklenilen sorumlulukları yerine getirmekten kaçınabiliyorlar. Bir işin veya ilişkilerin ciddiyetini ve sürekliliğini ihmal edebiliyorlar. “Her şeyde bir kolaylık aramak” bazen onları başkalarına göre daha yüzeysel ve az sorumluluk sahibi gösteriyor.
Düşünsenize, iş yerinde sürekli “keş” olan birini. Her şey kolay olsun, her şey akışında gitsin, ama sorumluluklar birikmeye başladığında, o kişi genellikle geri çekilir. İnsanlar, “Keş” olarak tanımladıkları kişilerin çoğu zaman sadece yüzeyde gördükleri başarılarla yetindiğini düşünüyorlar. Gerçekten değerli olan, istikrarlı bir şekilde büyüyen bir kariyer ya da sağlam ilişkiler kurmak değil midir? Keşler, belki de bu tip derinliklerden yoksun olabilirler.
Ve bir başka sorun: Keşlerin bazıları, “kolay yolu” bulduklarında bunu çevrelerine övmeye başlar. Yani ne kadar pratik, ne kadar akıllı olduklarını herkese anlatırlar. Bu tarz “keş”ler, bazen başkalarını küçümseyebilir. Ya da “Bunu başarabilirsin ama nasıl yapacağını bilmiyorsun” havası verirler. Bunun sosyal açıdan pek sağlıklı bir yaklaşım olmadığını söylemek gerek.
Keş, Toplumsal Algı ve Eleştiriler
Peki, toplumsal açıdan “keş” olmak nasıl algılanır? Bu biraz duruma göre değişir. Eğer bir toplumda insanlar kolayca başarıya ulaşabiliyorlarsa, o toplumda keş olmak belki de bir başarı olarak görülür. Ama toplumsal düzeyde daha çok emek ve zorlanma bekleyen bir kültürde, keş olmak genellikle eleştirilir. Her şeyin kolayca elde edilmesi, bazen insanları tembelleştirir ve toplumun genel çalışkanlık anlayışıyla çelişir. Yani, keşlik bir yanda özgürlük ve rahatlık gibi görünürken, diğer yanda toplumsal değerlerle uyumsuz bir davranış olarak kabul edilebilir.
İzmir’de bir kafede arkadaşlarımla otururken, yan masada bir grup genç oturuyordu. Konuştukları şey tamamen keşlik üzerineydi: “Bunu nasıl kolayca hallederim?”, “Bunu yaparken nasıl az enerji harcarım?”… Gerçekten ilginçti çünkü bir yanda zaman kazanmak adına yaptıkları her hareketi strateji haline getiriyorlardı, ama diğer yanda bu kişiler çok da rahatlayamadılar. Çünkü bir süre sonra “keş” olmak, insanı gerçek anlamda tatmin etmiyor. Bu, aslında derinlemesine düşünmediğimizde oldukça çekici bir fikir gibi görünebilir, ama her kolay yol bir çözüm olmayabilir.
Keş Kime Denir? Sonuç Olarak
Keş olmak, toplumun ihtiyaçlarına göre değişen bir kavram. Kimi zaman bir çözüm, kimi zaman ise bir kaçış. Keşler, hayatlarını kolaylaştırmak isteyen pratik insanlar olarak tanınırken, bir yandan da bazen sorumluluklardan kaçan ve yüzeysel başarılarla yetinen kişiler olarak görülebilirler. İronik bir şekilde, “keş”ler, toplumda bazen başarıyla bazen de alayla anılabiliyor.
Peki, sizce keş olmak gerçekten istediğimiz bir şey mi? Yoksa bu, toplumun yarattığı bir kavramın, gerçekten tatmin edici olmayan bir yaşam tarzı mı? Tartışılacak çok şey var…