İçeriğe geç

Koli ne için kullanılır ?

Koli ne için kullanılır? Günlük hayatın görünmeyen nesnesi

Muddet’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “Koli ne için kullanılır” konusunu sizin için araştırdık.

İstanbul’da yaşarken bazı nesneler var ki, onları o kadar sık görürsünüz ki artık fark etmezsiniz. Koli de bunlardan biri. Marketten çıkan yaşlı bir kadının elindeki, apartman girişine bırakılmış, kargo şubesinin önünde üst üste yığılmış ya da bir inşaat kenarında yağmurdan korunmak için üstüne basılmış… Koli ne için kullanılır? sorusu ilk bakışta sadece “taşıma ve paketleme” gibi teknik bir cevaba indirgenebilir. Ama sokakta, işte, evde ve toplu taşımada gözlemledikçe bunun çok daha katmanlı bir mesele olduğunu görüyorsunuz.

Ben İstanbul’da bir sivil toplum kuruluşunda çalışan 29 yaşında biriyim. Gün içinde hem sahada hem ofiste farklı mahallelerde, farklı insanlarla temas ediyorum. Koli dediğimiz basit karton kutu, aslında sınıfsal farkların, toplumsal cinsiyet rollerinin ve sosyal adaletsizliklerin sessiz bir tanığı gibi karşımıza çıkıyor.

Sokakta ve toplu taşımada kolinin izleri

Sabah işe giderken metrobüste ya da marmarayda, bazen elinde büyük bir koliyle ayakta kalmaya çalışan insanlara denk geliyorum. Bu kişiler çoğu zaman bir şey taşıyor olmaktan çok daha fazlasını taşıyor gibi görünüyor: sorumluluk, geçim derdi, belirsizlik.

Özellikle göçmen işçilerin ya da kentin çeperlerinden merkeze gelen insanların ellerindeki koliler dikkat çekiyor. İçinde belki ev eşyası, belki ikinci el ürünler, belki de bir işten diğerine taşınan malzemeler var. Ama asıl mesele şu: Koli ne için kullanılır? sorusunun cevabı burada “hayatı taşımak” haline geliyor.

Bir keresinde Esenler’den Taksim’e giden bir otobüste, kucağında iki büyük koliyle oturmaya çalışan genç bir kadın görmüştüm. Yanında çocuk yoktu ama yüzündeki yorgunluk, sanki bir ailenin tüm yükünü taşıyormuş gibi hissettiriyordu. Koliler düşmesin diye sürekli dengede tutmaya çalışıyordu. Kimse yer vermedi. O an kolinin sadece bir taşıma aracı değil, aynı zamanda sosyal görünmezliğin de bir sembolü olduğunu düşündüm.

Ev içi emek ve toplumsal cinsiyet rolleri

Koli ne için kullanılır? sorusu ev içi emekle birlikte düşünüldüğünde daha da derinleşiyor. İstanbul’da kadınlarla yaptığımız görüşmelerde, özellikle taşınma süreçlerinde kolilerin çoğunlukla kadınların sorumluluğuna bırakıldığını sıkça duyuyorum.

Ev taşınırken eşyaların toplanması, sınıflandırılması, kolilere yerleştirilmesi genellikle “detay iş” olarak görülüyor ve bu iş görünmez biçimde kadınlara yükleniyor. Erkekler daha çok fiziksel taşıma kısmında görünürken, paketleme, düzenleme, etiketleme gibi emekler kadınların üzerine kalıyor.

Bir mahalle ziyaretinde, üç çocuklu bir kadın bana şunu söylemişti: “Taşınırken en zor şey kolileri hazırlamak. Çünkü sadece eşya değil, hayatını paketliyorsun.” Bu cümle, koli meselesini teknik bir konudan çıkarıp duygusal ve toplumsal bir alana taşıyor.

Toplumsal cinsiyet açısından bakıldığında koli, emeğin bölüşümündeki adaletsizliği de görünür kılıyor. Kimin neyi taşıdığı, kimin neyi paketlediği, kimin emeğinin görünür olup kiminin olmadığı bu basit nesne üzerinden okunabiliyor.

Göç, güvencesiz emek ve koli

İstanbul’un birçok semtinde göçmen işçilerle karşılaşıyoruz. Suriyeli, Afgan ya da farklı şehirlerden gelen mevsimlik işçiler… Bu insanların hayatında koli, çoğu zaman bir “ev” gibi işlev görüyor.

Bazı geçici barınma alanlarında kolilerden yapılmış bölmeler görmek mümkün. Battaniye yerine koliyle kapatılmış alanlar, bir tür mahremiyet yaratma çabası olarak karşımıza çıkıyor. Koli ne için kullanılır? sorusu burada artık “barınmak” ve “korunmak” anlamına geliyor.

Bir saha çalışmasında Zeytinburnu’nda bir tekstil atölyesinde çalışan genç erkeklerle konuşmuştuk. Çoğu, işe gelirken yanında bir koli taşıyordu. İçinde iş kıyafetleri, yemek kapları, bazen de yatacak küçük eşyalar vardı. Koli, onların evle iş arasındaki tek bağlantı noktasıydı.

Bu durum bize şunu gösteriyor: Güvencesiz emek koşullarında koli, sadece bir ambalaj değil, aynı zamanda bir yaşam organizasyon aracına dönüşüyor.

E-ticaret, lojistik ve görünmeyen işçilik

Son yıllarda İstanbul’un her sokağında kuryeler ve lojistik araçları görmek mümkün. Koli ne için kullanılır? sorusu burada küresel ekonomiyle doğrudan bağlantılı hale geliyor.

E-ticaretin büyümesiyle birlikte koli, tüketim zincirinin en görünür nesnelerinden biri oldu. Ama bu görünürlük, emek süreçlerini gizlemiyor; aksine daha da görünmez kılıyor. Kolinin hazırlanması, paketlenmesi, taşınması, dağıtılması… Bu süreçlerin her biri farklı emek biçimlerini içeriyor.

Bir kargo deposunu ziyaret ettiğimde, çalışanların sürekli koli taşıdığını ama çoğu zaman kendi isimlerinin bile bilinmediğini fark etmiştim. Erkek ağırlıklı bir çalışma ortamıydı ve iş güvenliği neredeyse tamamen hız üzerine kuruluydu. Kadın çalışanlar ise daha çok kontrol ve ayrıştırma işlerinde yer alıyordu.

Burada koli, tüketiciye ulaşan “temiz” ve düzenli bir nesne gibi görünürken, arkasında yoğun bir emek sömürüsünü taşıyor.

Sosyal adalet perspektifinden koli: eşitsizliklerin taşıyıcısı

Koli ne için kullanılır? sorusunu sosyal adalet açısından düşündüğümüzde, mesele sadece nesnenin işlevi olmaktan çıkıyor. Koli, eşitsizliklerin taşındığı bir araç haline geliyor.

İstanbul’un farklı ilçelerinde yaptığımız gözlemler, kolinin farklı anlamlar taşıdığını gösteriyor. Kadıköy’de bir kitapçıda koli, yeni gelen kitapların düzenlenmesi için kullanılırken; Bağcılar’da bir apartman girişinde koli, çöpe atılmadan önce içinde saklanan eşyaların geçici muhafazası oluyor.

Bu fark, sınıfsal ayrımların ne kadar derin olduğunu da ortaya koyuyor. Aynı nesne, farklı hayatlarda tamamen farklı anlamlara bürünüyor.

Ayrıca çevresel adalet boyutu da göz ardı edilemez. Kolilerin büyük kısmı tek kullanımlık ve hızla atığa dönüşüyor. Geri dönüşüm sistemine dahil olsa bile bu süreç, çoğu zaman düşük gelirli mahallelerde yaşayan insanların emeğiyle gerçekleşiyor. Yani atık yönetimi bile eşitsiz bir şekilde dağılıyor.

Atık, geri dönüşüm ve çevresel boyut

İstanbul’un arka sokaklarında karton toplayan insanları görmek sıradan bir görüntü haline geldi. Ellerinde büyük koliler, çuvallar ve arabalarla geri dönüşüm malzemesi toplayanlar, aslında kentin görünmeyen çevre işçileri.

Koli ne için kullanılır? sorusunun bir başka cevabı da burada ortaya çıkıyor: tekrar kullanılmak, dönüştürülmek, hayatta kalmak.

Bir geri dönüşüm tesisinde konuştuğum bir çalışan, kolilerin “en değerli atık” olduğunu söylemişti. Çünkü hem kolay taşınabiliyor hem de yeniden ekonomik değere dönüşebiliyor. Ancak bu döngüde çalışan insanların emeği çoğu zaman kayıt dışı ve güvencesiz.

Görünmeyen bağlantılar ve gündelik hayat

Önerdiğimiz İçerik: Koli ne ile yapışır ?

İstanbul’da bir gün içinde onlarca koliyle karşılaşıyoruz ama çoğunu fark etmiyoruz. Marketten eve gelen siparişlerde, apartman girişlerinde, okul etkinliklerinde, taşınma günlerinde… Koli sürekli orada ama çoğu zaman sessiz.

Sokakta yürürken bir çocuğun kartondan yaptığı oyuncak arabayı görmek, aslında kolinin başka bir anlamını hatırlatıyor: yaratıcılık ve yeniden kullanım. Bu noktada koli sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir nesneye dönüşüyor.

Ama tüm bu çeşitlilik içinde en önemli mesele şu: Koli ne için kullanılır? sorusuna verilen cevaplar, aslında toplumun nasıl organize olduğunu gösteriyor. Kimlerin daha çok taşıdığı, kimlerin daha çok paketlediği, kimlerin daha çok görünmez olduğu bu basit nesne üzerinden okunabiliyor.

İstanbul’un sokaklarında yürürken kolilere biraz daha dikkatli bakıldığında, onların sadece karton kutular olmadığı, aynı zamanda hayatların kesişim noktası olduğu daha net görülüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ankara escort
Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet