İçeriğe geç

D tipi kişilik bozukluğu nedir ?

Muddet ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “D tipi kişilik bozukluğu nedir” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.

D tipi kişilik bozukluğu nedir? (Ya da biz neden her şeyi “ben kesin bozukum” diye etiketliyoruz?)

İzmir’de sabah uyanıp “bugün her şey yolunda gidecek” diye düşündüğüm gün sayısı… dürüst olayım, çok da fazla değil. Çünkü insan dediğin varlık, özellikle de benim gibi sürekli kafasının içinde ayrı bir forum sayfası açan biriyse, en küçük olayı bile büyütmeyi başarıyor. İşte tam bu noktada “D tipi kişilik bozukluğu nedir?” sorusu devreye giriyor ve insanın kafasında bir anda Google sekmeleri çoğalıyor.

Ama en baştan netleştirelim: bu mesele “bozukluk” diye basitçe damgalanacak bir şey değil. Psikolojide daha çok “Type D personality” yani “distressed personality” olarak geçen bir yapıdan söz ediyoruz. Yani Türkçeye kaba şekilde “stresli, içine atan, olumsuz duyguları yoğun yaşayan kişilik eğilimi” gibi çevrilebilir. Ama tabii biz bunu duyunca direkt “tamam bende kesin bu var” moduna giriyoruz.

D tipi kişilik bozukluğu nedir sorusunun arkasındaki gerçek

Şimdi dürüst olalım. İnsanlar bir şey okuyunca hemen kendine teşhis koymayı seviyor. Bir belirti görüyorsun:

“Olumsuz duygularımı içimde yaşıyorum.”

Sen: “Evet, bu benim.”

İkinci belirti:

“Sosyal ortamlarda kendimi tutuyorum.”

Sen: “Bu da ben.”

Üçüncü belirti:

“Bazen gereksiz düşünürüm.”

Sen: “Tamam, doktor bey neredesiniz?”

Ama işin aslı şu: D tipi kişilik dediğimiz şey, klinik bir “bozukluk” etiketi değil, daha çok bir kişilik örüntüsü. Yani bazı insanların stres, kaygı ve sosyal çekinme eğiliminin daha baskın olması durumu.

İzmir’de bunu şöyle anlatırım: Kordon’da otururken herkes “yaşasın hayat” modundayken senin iç sesin “acaba yanlış mı oturdum, garson bana neden ikinci kez bakmadı, kesin bir şey oldu” diye çalışıyorsa… işte orada biraz D tipi enerji devreye giriyor.

İki temel özellik: İç dünyanın VIP üyeliği

D tipi kişiliği anlamak için iki ana bileşen var. Ama bunları akademik kitap gibi değil de, kahve içerken arkadaşına anlatır gibi düşünelim.

1. Olumsuz duygulanım (yani zihnin sürekli “ya kötü bir şey olursa?” modu)

Bu özellik şu demek: kişi olaylara daha karamsar bir filtreyle bakma eğiliminde olur. Ama bu “ben mutsuzum” seviyesinde değil. Daha çok “mutluyum ama beynim bunun geçici olduğunu düşünüyor” hali.

Mesela arkadaşın mesaj atar:

“Bugün görüşelim mi?”

Normal insan: “Tamam”

D tipi beyin:

“Kesin bir şey konuşacak. Acaba ben ne yaptım? En son şaka mı fazla kaçtı?”

Ve 5 dakika içinde bütün geçmiş konuşmalar zihinde Excel tablosu gibi açılır.

2. Sosyal çekinme (yani içe dönük ama Instagram’da aktif)

Bu kısım daha da tanıdık. Sosyal ortamda rahat olamama, kendini geri çekme, “yanlış bir şey söylerim” kaygısı…

Ama burada trajikomik bir çelişki var:

Sosyal olarak çekingen olan kişi, sosyal medyada 2 saat story izleyip herkesi analiz edebiliyor.

Yani dışarıda: “ben sessizim”

İçeride: “herkesin psikolojik çözümlemesini yaptım, sıradaki kim?”

Günlük hayatta D tipi kişilik: İzmir versiyonu

Şimdi biraz sahne kuralım.

1. Kafe sahnesi

Garson geliyor:

— “Ne alırsınız?”

Sen: “Bir Türk kahvesi.”

Garson uzaklaşıyor.

İç ses:

“Ses tonum yeterince net miydi? Az önce göz teması fazla mı uzun sürdü? Ya yanlış anladıysa?”

Yan masada biri gülüyor.

İç ses:

“Kesin benimle ilgili değil ama ya ilgiliyse?”

2. Arkadaş grubu WhatsApp konuşması

Grup aktif.

Herkes yazıyor.

Sen 2 dakika bakmıyorsun.

Sonra:

“Okundu ama cevap yok.”

Ve D tipi beyin hemen alarm veriyor:

“Bitti. Grubun dışına atıldım. Muhtemelen bir daha davet edilmeyeceğim.”

Oysa gerçek: herkes kendi hayatında kaybolmuş.

3. Sokakta yürürken

Biri sana bakar.

Sen:

“Tanıyor mu? Tanıyorsa nereden? Tanımıyorsa neden baktı? Ben mi bir şey yaptım?”

Ve böylece 200 metrelik yürüyüş, 14 dakikalık iç monolog haline gelir.

D tipi kişilik bozukluğu nedir sorusunun en komik yanı: Hepimiz biraz öyleyiz

Şimdi biraz dürüst konuşalım. Bu özellikler sadece “özel bir gruba ait” değil. Herkesin içinde az ya da çok var.

Kim mesajına geç cevap alınca düşünmediğini iddia edebilir?

Kim sosyal ortamda “acaba saçmaladım mı?” demiyor?

Ama D tipi eğilimde bu döngü biraz daha yoğun ve sürekli.

Yani mesele “hiç düşünmemek” değil, “fazla düşünmeyi arka planda 24 saat açık tutmak”.

İç sesle yaşam: Bedava abonelik ama iptal edilemiyor

D tipi kişilikte en zor şeylerden biri şu: iç sesin kapatılamaması.

Düşünsene:

— “Biraz sessizlik istiyorum.”

Beyin:

“Olmaz.”

— “Sadece 10 dakika rahatlayayım.”

Beyin:

“Peki ya geçen yıl söylediğin o şey?”

İşte böyle bir sistem.

D tipi kişiliğin güçlü yanları (evet, var)

Bu noktada hep kötü taraflara odaklanıyoruz ama dur bir dakika. Her şey siyah değil.

1. Empati seviyesi yüksek

Çünkü sürekli başkalarının ne hissettiğini analiz ediyorsun. Bu bazen yorucu ama aynı zamanda insan ilişkilerinde seni daha dikkatli yapıyor.

2. Detaycı düşünme

Bir olayın yüzeyine bakmak yerine alt metnini kurcalıyorsun. Bazen gereksiz, evet. Ama bazen de kimsenin fark etmediği şeyleri yakalıyorsun.

3. Sosyal farkındalık

Ortamı hızlı okursun. Kim gerilmiş, kim sıkılmış, kim rol yapıyor… hepsi radarında.

Ama tabii bu radar bazen aşırı hassas çalışıyor.

Zor taraflar: Beynin kendi kendine dizi üretmesi

1. Sürekli yanlış anlama riski

En ufak bir bakış bile olay olur. Halbuki karşı taraf sadece dalgındır.

2. Zihinsel yorgunluk

Sürekli analiz etmek, insanı fiziksel olarak bile yoruyor. Çünkü beyin sürekli açık sekme gibi.

3. Keyif anını sabote etme

Tam “rahatım” dediğin anda:

“Acaba gerçekten rahat mıyım?”

Ve bitti.

Sosyal medya ve D tipi kişilik: Tehlikeli kombinasyon

Sosyal medya bu kişilik eğilimini biraz büyütüyor. Çünkü herkesin hayatı filtreli, düzenli ve “mükemmelmiş gibi”.

Sen de doğal olarak kıyas yapıyorsun.

— “Onlar neden bu kadar rahat?”

— “Ben neden böyle düşünüyorum?”

Ama işin komik yanı şu: herkes kendi kafasının içinde aynı karmaşayı yaşıyor, sadece paylaşmıyor.

Bir sahne daha: İç diyalog vs gerçek hayat

Arkadaşın:

— “Nasılsın?”

Senin iç sesin:

“Uzun anlatırsam sıkılır, kısa dersem yüzeysel olur, ortasını bulmalıyım…”

Gerçek cevap:

“İyiyim.”

Ve bütün roman içeride kalır.

D tipi kişilikle yaşamak: Bir problem mi, yoksa farklı bir ayar mı?

Asıl kritik soru burada. Bu yapı tamamen “düzeltilecek bir şey” mi, yoksa sadece farklı bir zihinsel çalışma biçimi mi?

Çünkü her şeyi aşırı analiz etmek bazen yorucu olsa da, aynı zamanda dünyayı daha derin görmeni de sağlıyor.

Belki mesele şu:

Kendini susturmak değil, iç sesi yönetmeyi öğrenmek.

Son söz yerine: Biraz fazla düşünenlerin ortak hikâyesi

Bunu da Okuyun: İran'ın etnik kökeni nedir ?

Eğer bu yazıyı okurken “evet bu tam ben” dediysen, büyük ihtimalle yalnız değilsin. Çünkü D tipi kişilik dediğimiz şey aslında sandığımızdan çok daha yaygın.

Belki de sorun “fazla düşünmek” değil.

Belki de asıl sorun, herkesin az düşündüğünü sanmamızdır.

Bu yazımızda “D tipi kişilik bozukluğu nedir” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Muddet sayfamızı takip etmeye devam edin!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ankara escort
Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet