Kariyer yolu nedir?
Sabahları Kayseri’nin o sert ama bir o kadar da tanıdık soğuğu yüzüme çarptığında, ilk aklıma gelen şey çoğu zaman ne giydiğim değil, ne olacağımdır. 25 yaşındayım. Bu cümleyi her düşündüğümde içimde hem bir yetişkinlik ağırlığı hem de hâlâ tam büyümemiş bir çocuğun şaşkınlığı var. Günlüklerime yazdığım satırlarda da aynı şey dolaşıyor: “Kariyer yolu nedir?”
Bunu ilk kez yazdığım günü hatırlıyorum. O gün sadece basit bir cümleydi. Ama zamanla bir sorudan çok, içimde yankılanan bir boşluk oldu. Sanki her sabah uyandığımda aynı soru, aynı duvara çarpıp geri dönüyordu: Kariyer yolu nedir ve ben neden hâlâ bulamadım?
Kayseri’nin sabahlarında başlayan sorgu
Kayseri’de sabahlar sessiz başlar. Özellikle kış aylarında, sokaklar donuk bir beyazlığa büründüğünde, insanın iç sesi daha çok duyulur. O sabahlardan birinde, kahvemi alıp pencerenin önüne oturduğumda kendime yine aynı soruyu sordum.
İşim yoktu. Ya da vardı ama içimde “benim işim bu değil” hissi çok daha güçlüydü. Üniversiteden mezun olduğumda herkes benden bir yön bekliyordu. Ailem, arkadaşlarım, hatta komşular bile… Sanki hayatımın haritası çizilmiş de sadece yürümem gerekiyormuş gibi.
Ama öyle olmadı.
Ben yürüdüm, ama nereye gittiğimi bilmeden.
O sabah defterimi açtım. Sayfanın üstüne büyük harflerle yazdım:
“Kariyer yolu nedir?”
Sonra durdum. Kalem elimde kaldı. Çünkü cevap yazacak hiçbir şey bulamadım.
İçimde garip bir boşluk vardı. Ne tamamen umutsuzdum ne de tamamen motive. Sanki iki duygu aynı bedende çarpışıyordu: biri “başaracaksın” diyordu, diğeri “zaten geç kaldın.”
İlk iş görüşmesi ve içimdeki kırılma
Bir gün bir iş görüşmesine çağrıldım. Küçük bir ofisti, şehir merkezine yakın. İçeri girdiğimde duvarlardaki motivasyon yazıları dikkatimi çekti: “Başarı tesadüf değildir.” O an içimden acı bir gülümseme geçti.
Kendimi anlatmamı istediler.
CV’mi elime aldım. Okurken bile yabancı gibiydim. Sanki o satırlar benim hayatımı değil, başkasının olmasını istediği hayatı anlatıyordu.
“Güçlü yönleriniz?” diye sordular.
Bir an durdum.
Gerçekten güçlü yönüm neydi?
Cevap veremedim. Ya da verdim ama içimdeki ses ikna olmadı.
Görüşmeden çıktığımda Kayseri güneşi gözümü alıyordu. Ama içimde karanlık bir şey büyüyordu. O gün yürürken ilk defa gerçekten yorulduğumu hissettim. Fiziksel değil, ruhsal bir yorgunluktu bu.
O akşam defterime sadece şunu yazdım:
“Belki de kariyer yolu, yanlış yerlerde kendini aramaktır.”
Aile sofraları ve görünmeyen baskı
Evde akşam yemekleri her zaman doludur. Annem, babam, bazen akrabalar… Herkes bir şey söyler ama en çok söylenmeyenler hissedilir.
“Ne yapıyorsun şimdi?”
“İş bulabildin mi?”
“Arkadaşının oğlu işe girmiş.”
Bu cümleler kötü niyetli değildir aslında. Ama insanın içine işleyen bir ağırlığı vardır.
Bir akşam yemek sırasında, annem gözlerime bakarak sordu:
“Sen mutlu musun?”
O an boğazım düğümlendi.
Çünkü cevap basit değildi.
Evet diyemedim. Hayır da diyemedim.
Sadece sustum.
O sessizlik, hayatımın en uzun cümlesi gibi geldi.
Yatağıma yattığımda tavana baktım. İçimde bir şey kırılıyordu ama ses çıkarmıyordu. Sanki görünmeyen çatlaklar oluşuyordu.
O gece defterime yazdım:
“Kariyer yolu bazen ailenin beklentileriyle kendi kalbinin çatıştığı yerdir.”
Erciyes’e bakan bir gün ve içsel fark ediş
Bir gün kendimi dışarı attım. Kayseri’nin biraz dışında, Erciyes’e doğru bakan bir noktaya gittim. Hava soğuktu ama temizdi. Dağın ihtişamı karşısında insan kendini küçülmüş hissediyor.
Orada uzun süre oturdum.
Telefonuma bakmadım. Kimseyi aramadım.
Sadece düşündüm.
Belki de kariyer dediğimiz şey, başkalarının çizdiği bir yol değildi. Belki de insanın kendi içinde sessizce büyüttüğü bir şeydi. Ama o “şey” neydi, bilmiyordum.
Kendime kızdım o an. 25 yaşındaydım ve hâlâ ne yapacağımı bilmiyordum.
Ama sonra başka bir şey oldu.
İlk kez kendime kızmak yerine kendimi dinledim.
İçimde küçük bir ses vardı. Çok zayıf, neredeyse duyulmayacak kadar:
“Yazmayı seviyorsun.”
Bu cümleyle irkildim.
Evet… yazmayı seviyordum.
Günlük tutmayı, düşüncelerimi kağıda dökmeyi, geceleri kimse görmeden yazmayı…
Ama bunu bir “kariyer” olarak hiç düşünmemiştim.
O an kafamda yeni bir soru doğdu:
“Kariyer yolu nedir, yoksa biz onu yanlış mı arıyoruz?”
Küçük başlangıçlar ve kırılgan umut
Ertesi gün bilgisayarımı açtım. İlk kez bir şey yazmak için değil, bir şey üretmek için değil, sadece içimden geldiği için yazdım.
Bir hikâye.
Kısa, dağınık, belki kusurlu.
Ama benimdi.
Yazdıkça içimde bir şey yumuşadı. Sanki uzun zamandır sıkışmış bir hava dışarı çıkıyordu.
Sonra ikinci yazı geldi. Üçüncü. Dördüncü.
Her biri biraz daha beni anlatıyordu.
Ama yine de içimdeki soru tamamen gitmedi.
Çünkü dış dünya hâlâ “gerçek iş” diye bir şeyden bahsediyordu. Düzenli maaş, net bir unvan, sabit bir yol…
Benim yolum ise dağınıktı.
Ve bu da beni korkutuyordu.
Bir gün bir arkadaşım dedi ki:
“Sen hâlâ net değilsin.”
Bu cümle içime oturdu.
O gece uzun süre uyuyamadım.
Defterime şunu yazdım:
“Belki de net olmamak, yolun kendisidir.”
Kendimle yaptığım en zor konuşma
Bir akşam odada tek başıma otururken kendimle konuşur gibi oldum.
“Sen ne istiyorsun?”
Cevap vermedim hemen.
Çünkü gerçekten bilmiyordum.
Ama sonra yavaşça bir şeyler belirdi:
Sıkışmak istemiyordum.
Sadece para kazanmak için sabah uyanmak istemiyordum.
Bir şey üretmek, bir şey bırakmak istiyordum.
Ve en çok da kendimi kaybetmeden bir yol yürümek…
O an gözlerim doldu.
Çünkü bu istekler büyük değildi ama ulaşması zor görünüyordu.
Yine de ilk defa içimde bir yön hissi vardı.
Kariyer yolunun değişen anlamı
Zaman geçtikçe “kariyer yolu nedir?” sorusu benim için değişti.
Artık bir sınav sorusu gibi değil, bir yol arkadaşı gibi duruyordu yanımda.
Bazen sabahları uyanıp yine aynı belirsizlikle karşılaşıyorum. Ama artık o belirsizlik beni eskisi kadar korkutmuyor.
Çünkü şunu öğrendim:
Kariyer yolu tek bir çizgi değil.
Bazen geri dönmek, bazen durmak, bazen yanlış yola sapmak…
Hepsi o yolun bir parçası.
Kayseri’nin sokaklarında yürürken artık kendime daha az kızıyorum. İnsanların bakışları, soruları, beklentileri hâlâ var ama içimde daha sessiz bir alan oluştu.
O alanda bir şey büyüyor.
Hemen görünmüyor.
Hızlı değil.
Ama gerçek.
Sonuç gibi olmayan bir devam
Şunları da İnceleyin: Kariyer yolları ne anlama gelir ?
Şimdi defterimi açtığımda hâlâ yazıyorum:
“Kariyer yolu nedir?”
Ama artık bu soru beni sıkıştırmıyor.
Bazen cevap geliyor, bazen gelmiyor.
Bazen sadece rüzgâr sesi, bazen Erciyes’in uzaktan görünen silueti eşlik ediyor bana.
25 yaşındayım.
Ve hâlâ yoldayım.
Ama bu kez yolun ne olduğunu öğrenmeye değil, yolu yürürken kendimi tanımaya çalışıyorum.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Muddet olarak “Kariyer yolu nedir” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.