Kaburgası Kırılan İnsan Ne Yapmalı? Bir Anın Gölgesinde
Geçen hafta, Kayseri’nin o soğuk sabahlarından birinde, hayatım bir anda değişti. Bugün, buraya yazarken bile hâlâ hislerimi toparlamakta güçlük çekiyorum. O anki duygularımın karmaşası, hayatımda yaşadığım en büyük sarsıntıydı. Ama belki de en çok öğrendiğim şeylerden biri, kaburgası kırılan bir insanın ne yapması gerektiğiyle ilgili. Hadi, biraz dağılmadan anlatmaya başlayayım.
—
Sonsuz Bir Yükün Altında
O sabah her şey normaldi. Hava soğuk ama alıştığım gibi, üzerimde birkaç kat kıyafet vardı. Üstümdeki montun fermuarını çekip, sokakta yürümeye başladım. Ama ne olduysa, tam o an oldu. Birinin aracını park etmek isterken, bir anda kayarak düşmesi ve tam üstümde patlayan o darbe! O kadar beklenmedik bir şeydi ki, hâlâ nasıl olduğunu hatırlayamıyorum. Sonra bir anda, kollarımın arasında bir acı belirdi.
O kadar şiddetliydi ki, nefes almak bile neredeyse imkansız hale gelmişti. Başımı kaldırıp, etrafıma baktım ama sesim çıkmıyordu. Vücudumun yarısı buz gibi, bir yaralı kuzu gibi hissediyordu. “Ne oldu?” diye sordum içimden. Ama cevap yoktu. Kendimi yere bırakıp, sadece nefes almaya çalıştım.
—
Hastane Yolculuğunda
Ve işte o anda, içimde büyük bir boşluk oluştu. Birinin kaburgasını kırdığında hissettiği o “acının büyüklüğü” ya da “tekrarlayan, sızlayan acı” hissi, tam olarak bu. Bir an, bir şeyin farkına varıyorsunuz: Hayatınızın neredeyse hiç düşünmediğiniz, o kadar sıradan olan bir anında, en basit hareketler bile devasa bir engel haline gelebilir. O an, gerçekten nereye gideceğimi bilemedim.
Odaya girmeye çalışırken, acıdan gözlerim dolmuştu. Sol tarafımda, sanki bir dünya kadar ağırlık vardı. “Ne yapacağım şimdi?” diye düşündüm. Kaburgam kırılmıştı, ama bir de kaburganın kırıldığını kabul etmek var. Kendimle dalga geçiyordum aslında, ama gözlerim hala doluyordu. Kaburgası kırılan bir insan ne yapmalı? Bunu düşünerek hastaneye gitmeye başladım.
—
Bir Anlık Duraklama:
Acılı bir yolculuktan sonra hastaneye vardım. Hekimin odasında, ışıklar loştu ve herkes soğukkanlıydı. Ama ben, içimdeki fırtına ile bir çocuğa dönüşmüştüm. “Kaburgam kırıldı, ne yapacağım şimdi?” diye düşünüyordum. Evet, belki de şanssız bir andı ama içimdeki ses, sanki hayatta her şeyin alt üst olabileceğini, ama önemli olanın ne yapmaya karar verdiğini söylüyordu.
Doktor, beni sakinleştirmek için gayret gösterdi. Bu, hepimizin bildiği bir şeydir: Bazen fiziksel acı, ruhsal acıyı daha çok vurgular. Gözlerim dolmuştu ama gülerken, bir yandan da hayal kırıklığı içindeydim. “Birçok şeyim vardı, şimdi bunu nasıl halledeceğim?” diye düşündüm.
—
Hayal Kırıklığı ve İyileşme Süreci
Hastanede geçirdiğim birkaç gün boyunca, işte bu soruyu sürekli sordum: Kaburgası kırılan bir insan ne yapmalı? Öncelikle dinlenmeli, kendisini sabırla iyileşmeye bırakmalı. Ama işin zor kısmı, her şeyin hızla eskisi gibi olmayacağını kabullenmekti. Bir anda her şey normalken, zamanın yavaşladığını, basit bir hareketin bile ağırlaştığını hissettim.
Yavaşça yeniden nefes almayı öğrendim. O ilk adım, çok zor bir adımdı. Kendimi sürekli tembihliyordum: “Bundan sonra her şey farklı olacak.” Bir yanda ise o eski halime dönmek için mücadele ediyordum. Yavaşça, bir adım daha attım ve o acıyı biraz olsun bastırmayı başardım.
—
Umudu Kaybetmemek:
Hikayemin belki de en önemli kısmı, her gün yeniden denemek ve bir adım daha atabilmekti. Kaburgamı iyileştirmek, yalnızca fiziksel olarak değil, duygusal olarak da bir yolculuktu. Duygusal açıdan, kaburganın kırılmasından çok daha fazlası vardı. O an, hayatta bir şeylerin kaybolabileceğini ama iyileşmek için her zaman bir yol olduğunu fark ettim.
Acı, zamanla hafifledi. Zihnimde, her gün iyileşen bir bedenle birlikte duygusal olarak da yeniden güç buluyordum. Kendimi bir anda daha güçlü hissettim. Kaburgası kırılan bir insanın yapması gereken, sabırla iyileşmeye çalışmak, mücadele etmekti. Çünkü her şeyin bir çözümü vardı, yeter ki kaybetmeyelim.
—
Son Söz:
Sonunda, o sorunun cevabını buldum: Kaburgası kırılan bir insan, önce kendine biraz zaman vermeli. Ve sonra, her adımı dikkatle atmalı. Hayat zorlayabilir, ama acı da geçer, unutulmaz anılar bıraksa da.
O gün, hastaneye gidişim ve hastaneden dönüşüm, sadece fiziksel bir yolculuk değildi. Aynı zamanda hayatın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan, içsel bir yolculuk da oldu. Bugün buraya yazarken, belki de iyileşmenin bir parçasıyım. Hem bedenen hem de ruhen…